22 Haziran 2010 Salı

Fransızların Laneti



Fransa Milli Takımı'ndan kimse mücize beklemiyordu. Ancak kimse işlerin bu kadar sarpa saracağını da tahmin etmiyordu. Grupta ilk iki maçta henüz gol atmayı başaramayan ekip Meksika'ya yenildikten sonra deyim yerindeyse takımdaki tüm kirli çamaşırlar ortaya döküldü.

Meksika maçı devre arasında hocası Raymond Domenech'e "o. çocuğu!" (tam cümle şöyle: va te faire enculer, sale fils de pute!) diye bağıran Anelka'nın kamptan kovulması olayların ayyuka çıktığı andı. Devre arasında hocasının oynattığı taktiği beğenmeyen ve eleştiren oyuncuya hocasının sert karşılık vermesi sonucu çıktığı söylenen tartışma, elbette en çok spor medyasınn işine yaradı. Üstteki küfürü manşet yapan L'équipe gazetesi, bununla yetinmeyip, oyuncuların arasındaki çekememezlik ve tartışmaları da bir bir kamuoyuna duyurdu. Tüm bu olanlardan sonra dün oyuncular antrenmana çıkmayı reddedip, Anelka'nın Londra'ya gönderilmesini deyim yerindeyse boykot ettiler.

Takım içerisinde Ribery'nin başı çektiği grup, ağırlığını daima diğer oyunculara da hissettirmek istiyor. Sorun şu ki, diğer oyuncular, özellikle defans oyuncuları bu duruma tepki gösteriyorlar ve takımın içinde bir dedikodu kazanı kaynıyor. Bu duruma tuz biber eken de elbette Raymond Domenech. Fransız teknik adam takım içerisinde neredeyse hiç inisiyatif kullanmıyor, dolayısıyla takımdaki gerilimn farkında ama deyim yerindeyse kılını kıpırdatmıyor.

Şu an yaptıklarını, zaten görevi bırakması kesinleşmiş bir teknik adamın boşvermişliği olarak adlandırmak mümkün. Ama o zaman da fatura Fransız Futbol Federasyonuna kesiliyor. Mart ayında turnuva sonrası Blanc'ın geleceğini anons eden yönetimin, halihazırdaki rezaleti eleştirmesi pek de doğru değil. Domenech'in en büyük hatasına gelirsek, ki yazının ana konusunu oluşturuyor aslında, Domenech'in vizyonsuz kadro ve taktik tercihleri. Henry'i kulübeye hapseden, takıma hücum kimliğini kaybettiren teknik adam, gereksiz 4-3-3 ısrarı, Gignac gibi vasat oyuncuların performansına güvenerek çıktığı maçlar dolayısıya en büyük suçlu olarak görülüyor.

1998'de kupayı müzesine götüren horozlar, 2002'de buna benzer bir tabloyla grup sonuncusu olmuşlardı. 2006'da final oynayan Fransızlar, ne gariptir ki sekiz yıl sonra yine grup sonunculuğuna yakın olan taraf. Tarih tekerrür eder mi, Fransızlar aklını başına devşirip Güney Afrika'yla bugünkü mücadelede birşeyler yapar mı bugün göreceğiz. Tek dileğimiz, artık dillere pelesenk olan dünyalar klişesi, "Ee Zidane olmadan bu kadar!" cümlesi tarihin derinliklerine gömülsün. Bu takımda Platini gibi bir adam da vardı seksenlerde, hatırlayanlara.. Arşivlere bakınız, Platini emekli olduğunda böyle şeyler konuşuluyor muydu?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder