20 Mayıs 2010 Perşembe

Şampiyonlar Yazı Dizisi - Olympique Marseille



Ligerin tatile girmesi ve şampiyonların belli olması sonrasında, Avrupa'nın başlıca 5 ligi'nin şampiyonlarının bu yoldaki mücadelelerinin analizini sunma vakti geldi. Serinin ilk halkası Fransa 1. Ligi'ni şampiyon tamamlayan Marsilya. Fransa 1. Ligi'ndeki 7 yıllık Olympique Lyonnais hanedanına son veren Bordeaux'nun ardından bu yıl da güneylilerin bu başarıya ulşaması, ligde yine her yıl farklı bir şampiyon çıkmaya başlayacak mı acaba diye düşündürmeye başladı. 2000'li yıllar öncesinde lig şampiyonlarına baktığımızda şöyle bir görüntüyle karşılaşıyoruz:
2001/2002Olympique Lyonnais
2000/2001FC Nantes
1999/2000AS Monaco
1998/1999Girondins de Bordeaux
1997/1998RC Lens
1996/1997AS Monaco
1995/1996AJ Auxerre
1994/1995FC Nantes
1993/1994Paris Saint-Germain
1992/1993Non Attribué
1991/1992Olympique de Marseille
1990/1991Olympique de Marseille
Marsilya, son şampiyonluğunu 1992 yılında kazanmıştı. 1993 yılında kazandıkları Şampiyon Kulüpler Kupası'nı ve Lig Şampiyonu unvanını, o sezon yaşadıkları şike skandalı sonrasında kaybetmişlerdi. -Hala daha resmi kaynaklarda 1993 yılında Fransa Ligi'nde şampiyon bir kulüp yoktur- 18 yıllık hasreti sona erdiren faktörlerin başında elbette Didier Deschamps geliyor. Birkaç post önce bahsettiğimiz, "eski futblocum, yeni teknik direktörüm akımı" Marsilya ekibi için de geçerliydi bu sezon. Zira Gerets'in yerine gelen teknik adam, bu akımın iyi bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. Her ne kadar Juventus'taki kariyeriyle hatırlansa da Deschamps de Desailly, Lizarazu, Barthez'li dönemin bir öncesinde, eski bir Marsilya oyuncusuydu. O'nun takımın başına geçtikten sonra ilk yaptığı şey kadroyu yeniden şekilldendirmek oldu.

Bir önceki sezonda orta sahada ve defansta aksayan kısımları iyi gören Deschamps sezona transferlerle başladı. Cana, Ziani, Cissé ve Zenden ile yollarını ayıran Marsilya; Beşiktaş'tan Edouard Cissé'yi, Porto'dan Lucho Gonzales transferleriyle orta sahayı, Souleymane Diawara ve Heinze transferleriyle de defansını güçlendirdi. Sezonun aralık ayı başına kadarki kısmına, ligde 6 galibiyet 4 beraberlik ve 3 mağlubiyetle gelen Marsilya için işler pek de iyi gitmiyordu. Milan ve Real Madrid'e Şampiyonlar Ligi C Grubu mücadelelerinde yenilen ekibin üst tur umutları da sönüyor ve Zürih'in önünde Avrupa Ligi'ne gitme hakkını elde ederek yoluna devam ediyordu. Avrupa Ligi macerasını ise 3. tura kadar devam ettiren Marsilya, Benfica'ya 1-1'in rövanşında kendi evinde 2-1 yenildikten sonra bu sezonki Avrupa Kupaları macerası onun için bitmiş oluyordu.

Yazının şu ana kadarki kısmını okuyanlar karamsar tabloyu görüp, "Bu nasıl şampiyonluk yazısı böyle?" diyebilir. Ama sezonun genelinde iniş çıkışlar barındıran hikayede bunlardan da söz etmek gerek. Ligin ikinci yarısının ortalarına doğyu, 27. hafta maçları oynandığında lig tablosu şöyleydi:

1. Bordeaux 25 16 4 5 42 20 52

2. Montpellier 27 16 4 7 37 28 52

3. Olympique Lyon 27 14 8 5 45 28 50

4. Olympique Marsilya 26 14 7 5 47 28 49

İki maç eksiğiyle tepede Bordeaux vardı ve hemen altında aynı puanlı Montpellier deyim yerindeyse şampiyonluğu kovalıyordu. Lyon ve Marsilya arasındaki bir puanlık fark ise çemberin sezon sonuna doğru daha da daralacağının habercisiydi. Ancak beklenmedik bir şekilde, Blanc postunda bahsettiğimiz Bordeaux'nun Nisan ayındaki "dev çöküşü", ardından Montpellier'nin deyim yerindeyse pilinin bitmesi birden bire Marsilya'yı şampiyonluğun en güçlü adayı haline getirdi.

Burada elbette Marsilya'nın efsanevi Mart-Nisan ayı karnesinden de söz etmek gerek. Marsilya, 7 Şubat-8 Mayıs arasında oynadığı 15 lig mücadelesinin hiçbirinden mağlup ayrılmadı. Daha da çarpıcı bir şekilde, Nisan ayı içerisinde oynadığı 7 maçtan tam 19 puan çıkarmayı bildi. Bunu yaparken rakiplerinin puan keybetmesi Marsilya'nın daha da işine geldi demek de mümkün. Eh, bunca galibiyetten sonra 5 Mayıs'taki Rennes mücadelesi de Fransa'da sezonun şampiyonunu ilan etmeye yetti de arttı tabi.

Yeni sezona hazırlıklarını devam ettirecek olan ve Deschamps'la devam etmesi beklenen Marsilya'dan şimdilik bir transfer haberi ya da gelişme gelmedi. Dünya Kupası sonrasında belki yazın yeni gelişmeler gebe olabilir. Yazıyı sezonun şamiyonuna dair birkaç istatistikle noktalıyorum:

4563: Marsilyalı defans oyuncusu Souleymane Diawara'nın bu sezon oynadığı dakika sayısı. Bu sezon 2 lig maçı dışında tüm maçlarda 90 dakika oynayan "biyonik adam"ı istatistiklerde Mandanda ve Bonnart takip ediyor.

50044: Marsilya'nın resmi sitesindeki senelik ortalama seyirci sayısı. Velodrome'un büyüklüğü göz önüne alındığında pek şaşırtıcı sayımaz. Şaşırtıcı olan ortalama seyircilerde Lyon'a ve diğer kulüplere minimum 15000 seyircilik fark atılması.

11: Sezon başında Porto'dan takıma katılan orta saha oyuncusu Lucho Gonzales'in bu sezonki asist sayısı. 11 gol, aynı zamanda ligin asist kralı demek.

18: Niang'ın bu sezon attığı ve onu gol kralı yapan gollerin sayısı. Niang 2007-2008 sezonunda da 18 gole ulşamış, ama krallık unvanını alamamıştı. Niang diğer kupaları da kattığımızda bu sezon rakip ağları tam 21 kez havalandırdı.

78: Marsilya'ya şampiyonluk için yeten puan. 78, son 5 yılda Fransa Ligi'nde şampiyon olmak için gereken en düşük puan aynı zamanda.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder