19 Mayıs 2010 Çarşamba

Aziz Yıldırım'ın Günah Çıkarma Töreni




Madem Turkcell Süper Lig'deki şampiyonluktan söz ediyoruz, Aziz Yıldırım'ın gün içerisinde yaptığı basın toplantısındaki bazı can alıcı noktaları irdelememek olmaz sanırım:

Aziz Yıldırım "Fenerbahçe ayrılmıştır, diğerleri haline gelmiştir.Kendisi şampiyon olamayanlar Fenerbahçe'ye düşman olmuşlardır " diyerek, bir önceki postta değindiğimiz Bursaspor'un şampiyonluğu sonrası oluşan ortak sevinç ortamına göndermelerde bulunuyor. Haksız sayıldığını söylemek pek mümkün değil. Ama burada açıklanması gereken, bu kutlamaya katılan "diğer" kulüplerin taraftarları yalnızca "Biz olamadık; bir anadolu takımı şampiyon olsun" bakış açısıyla mı; yoksa "Fenerbahçe olamasın da kim olursa olsun" düsturuyla mı böyle davrandıkları. İkinci ihtimal Aziz Yıldırım'ı haklı çıkarıyor gibi.

Demecin can alıcı kısımlarından birisi de FB ve Kulüpler Birliği Başkanı olarak, Melih Gökçek'e verdiği üstü kapalı "ayar"dı. Acaba Gökçek'in, oğlu vasıtasıyla, işine geldiğinde Ankaraspor ve Ankaragücü arasında inisiyatifi kullanan adam; işine gelmediğinde üç maymunu oynayan adam olmasına getirdiği bu eleştiri ne kadar gerçeği yansıtıyor? Bu konuda Melih Gökçek'in yıldırım hızındaki cevabı ajanslara şöyle yansıyor: "Aziz Yıldırım bir kaç gün içine benden özür dileyecek göreceksiniz."

Gelelim demecin esas patırtıya neden olan kısmına. Geçtiğimiz hafta sonu oynanan mücadelelerde şampiyon Bursa ile karşılaşan Beşiktaş'ın file bekçisinin maçtaki iki golü şaibeli bir şekilde yediğini söyleyen Yıldırım; Trabzon-FB kupa maçı öncesinde ve Kasımpaşa mücadelesi sonrasında "Aman Fenerbahçe'yi yenin!", "Haydi sıra sizde" gibi mesjaların da Rüştü'den rakip takım futbolcularına bizzat gönderildiğini söylemesi. Şimdilik BJK cephesinden de pek bir ses soluk çıkmıyor, ancak yakıştırmanın adres aldığı kişi, efendiliğiyle tanınan bir futbolcu, Rüştü olunca, insanın aklına da pek yatmıyor.

Kaldı ki Aziz Yıldırım burada bir noktayı atlıyor: Şaibe ya da şike ile temenni arasında bariz bir fark var. Eskiden kulübün kaptanlığını yapan bir insanın böylesi demeçler vermesinin temelinde kişisel olaylar yatabilir, ama işin doğası da burada zaten. İnsan yakın bir arkadaşına en doğal şekilde, içinden geldiği gibi mesaj da atar, temennisini de dile getirir. Burada esas irdelenmesi gereken iki nokta, bu mesajların iletildiğine dair bilgi Yıldırım'a nereden ulaştı ve bu mesajlar neden basına malzeme edilecek kadar değerli bulundu?

Durumun özetlersek: Aziz Yıldırım gündemi sarsacak bir açıklama yapmadı belki de, kaçan şampiyonulktan, şanssızlıklardan dem vurdu, ikincilik kutlaması(!) meselesinin faillerinin bulunması gerektiğini dile getirdi. Ama Gökçek ailesi ve Rüştü hakkındaki beklenmedik çıkışları şunu gösteriyor; Aziz Yıldırım, bu davranışlarıyla, günah keçisi arar bir görüntü çiziyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder