10 Temmuz 2010 Cumartesi

Cana ve Pino Galatasaray'da



Hafta içi yoğunluktan yazamasak da Keita artık katar kulübünde!.. Bu ne başlık bu ne giriş demeyin, hemen açıklayayım: Galatasaray transfer için henüz bir harekette bulunmayı düşünmüyordu, ta ki Keita satılana kadar. Herşey bundan üç gün önce gazete ve internet sitelerine bomba gibi düşen bir haberla başlamıştı Galatasaray cephesinde. Keita hatırı sayılır bir paraya, telffuz edildiği kadarıyla 8.15 milyon euroya Katar ekibi Al Saad'a gönderilmişti. Eh zaten Kewell'ın de takımdan ayrılması ve yapılan sezonluk transferin Serdar Özkanla sınırlı kalması taraftarın yönetime baskıyı kurmasına yetti de arttı bile.

İlginç olan, oyuncu transferlerinde her zaman sessiz sedasız bir şekilde sonuca giden Galatasaray yönetiminin bu sefer de gönderdiği bir oyuncuda böyle bir yöntem izlemesiydi.
Bu haber sonrası her ne kadar disiplinsizliği ve bazı maçlardaki düşük formunu ön plana çıkararak transferin gerçekleşmesini doğru bulanlar olsa da bundan sonra Galatasaray'ın nasıl bir transfer yapacağını bilmeyen ve kaygılanan taraftarların sayısı da hiç az değildi. Çözümü görüştükleri oyuncuları açıklamakta buldular: Lorik Cana ve Juan Pablo Pino Galatasaray'da!.

Cana dün akşam saatlerinde geldi ve kontrolden geçtikten sonra imzasını attı. Transferinin kesinleşmesinin üzerinden henüz 24 saat geçmeden havaalanına gelen futbolcuyu artık "klişeleşen" karşılama bandosu yakalayamadı. Cana sessiz sedasız geldi ama arkasında büyük bir patırtı kopararak geldi. Sunderland kulübü resmi internet sitesinde kaptanlarının Cim-Bom'a gönderilmesine yeşil ışık yakan teknik direktör Steve Bruce'a öfke yağıyor. 4.5 milyon değerinde bonservis bedelini kulübün kasasına soksa da; henüz genç sayılabilecek bir yaştaki orta saha oyuncusun Sunderland'den ayrılması en çok Bruce'un başını ağrıtacak gibi duruyor.

Orta sahanın ortasında görev alan Arnavut oyuncu Sunderland'den önce uzun süre Fransa Ligi'nde PSG ve Marsliya formaları giymişti. Marsilya takımının bir ara kaptanlığını dahi yapmıştı. Ön libero mevkiinde görev alan Cana, pas alışverişi ve oyun takibi iyi olan ve savunma açısından görevini iyi yerine getiren bir futbolcu. En azından bugüne kadar okuduğumuz izlediğimiz maçlardan edindiğimiz izlenim bu. Basının sıkça üzerinde durduğu agresifliği ise çok da büyük bir sorun teşkil ediyor gibi durmuyor. 2005 yılından beri oynadığı ulusal ve uluslararsı mücadelelerde toplam 18 sarı kart görüp 3 kere de oyundan atılmış. Böylesi agresif ve ısıran bir oyuncu için pek de korkutucu istatistikler değil.




Transfer zincirinin diğer halkası ise Keita'nın boşluğunu doldurmak üzere gelecek olan Pablo Pino. Kolombiyalı oyuncu 1987 doğumlu ve hücuma dönük orta saha ve kanatlarda görev alabiliyor. Daha önce ismi Chelsea gibi kulüplerle geçen ve 17 yaş altı turnuvalarında keşfedildiği günden beri dünyada bilinirliği artan genç oyuncunun Galatasaray tercihinde etkili olan şüphesiz Monaco'da pek de iyi bir 3 yıl geçirmemiş olması.

Fransız ekibinde oynadığı 67 karşılaşmada 7 gol atabilen genç oyuncunun bu istatistiğine en büyük nedeninin uzun süren sakatlığı ve sonrasındaki form düşüklüğü olduğunu söylemek gerek. Oyun tarzı olarak Dos Santos'a benzetilen Pino, tıpkı onun gibi driblingleri, hızı ve çevikliğiyle adından söz ettiren bir oyuncu.

Her iki transferin de görüşmelerinin haftalar öncesinden başladığını düşünmemek elde değil. Ama yönetim bu sefer elini açık oynadı. Belki biraz mecburiyetten, taraftar baskısından ya da Haldun Üstünel-Futbol A.Ş. özerkliğinin kırılmasından, Galatasaray transfer gündeminin önündeki perde şimdilik inmiş durumda. Polat'ın "5 oyuncu alacağız" demeci gerçekleşir mi onu kestirmek şu dakikadan sonra pek de zor değil gibi. Sırada kim mi var merak ediyorsanız medyayı takip edin derim..

9 Temmuz 2010 Cuma

NBA Transfer günlüğü-2



Free-agent:
LeBron James Heat 6 yıl 110 milyon dolar
Chris Bosh Heat 6 yıl 110 milyon dolar
Carlos Boozer 5 yıl 75-80 milyon dolar Bulls

Amar'e Stoudemire 5 yıl 100 milyon dolar Knicks

Transferler:
Samuel Dalembert Kings
Chris Douglas-Roberts Bucks
Spencer Hawes et Andres Nocioni Sixers
Yi Jianlian Wizards
Corey Maggette Bucks

Kirk Hinrich Wizards
Jermaine O'Neal 2 yıl 12 milyon Celtics
Travis Outlaw 5 yıl 35 milyon dolar Nets
Randy Foye 2 yıl 8.5 milyon dolar Clippers
Chris Duhon 4 yıl 15 milyon dolar Magic
Ryan Gomes 3 yıl 12 milyon dolar Clippers

Sözleşmesini uzatanlar:
Ray Allen Celtics
Carmelo Anthony Nuggets
Kevin Durant 5 yıl 85 milyon Thunders

Dwyane Wade Heat
6 yıl 107 milyon dolar

Antrenörler:
Vinny Del Negro-Clippers
Byron Scott-Cavaliers

Phil Jackson-Lakers
Doc Rivers-Celtics
Tom Thibodeau-Bulls

Avrupa GP:Avrupa'nın en büyüğü Vettel



Avrupa GP’sine ön sıralarda başlamak diğer pistlerde olduğundan çok daha önemli.Zira Valencia pistinde son iki yıl yapılan yarışlarda sadece beş kez geçiş yaşanmış.Bu sene hız denilince akla gelen ilk takım olan Red-Bull'un yeni geliştirdiği F kanalı ile neler yapacağını heyecanla beklenirken, takım bizi yanıltmadı ve bu sene dördüncü kez bir RedBull pilotu yarışa ilk sıradan başlamaya hak kazandı. Sıralama turlarının şüphesiz en büyük sürprizi, Mercedes ve Force India’nın iki otomobilleriyle birlikte Q2’de elenmesi oldu. Kariyerinde sadece altı kez 15.likten kötü bir pozisyonda başlamış Schumacher'in bu yarışların hepsinde grid cezası, spin, yağmura yakalanma gibi olayları olduğu istatistiğini de göz önüne alırsak Mercedes'te çok şeyin ters gittiğini söyleyebiliriz.



Yarış tam anlamıyla bir taktik savaşıydı. Webber-Kovalainen kazası sonrası piste giren güvenlik aracının etkisi yarışın sonucunu çok ciddi şekilde etkiledi.Her şeyden önce Webber-Kovalainen arasında yaşanan o korkunç kazada iki pilota bir şey olmaması günün en güzel tarafıydı.Webber'in attığı taklaları ve sonrasında kenarlardaki lastiklere çarpışını izlerken ekran başında donduk kaldık.Webber’in kazası gerçekten de korkutucuydu.



Hamilton’ın güvenlik aracını geçerken yaşadığı tereddüt ve sonrasında aldığı pitten geçme cezası çok tartışıldı.Sonradan öğrendiğimize göre güvenlik aracını geçmenin cezası yönetmelikte yer almıyormuş. Durum böyle olunca komiserlerin verdiği ceza hakkında birçok yorum ortaya çıktı.Yarışı etkileyen ikinci bir etmen ise güvenlik aracı pistteyken belirlenen zamanı geçen pilotların aldığı 5 saniye cezaları oldu.Tabii buradaki karar da kurulun kendi verdiği karar.

Bu açıdan gerçekten çok ilginç bir yarış oldu.Bir çok pilotun yerinin belirleyen iki olayda da ihlallerin cezasının belirtilmemiş olması kafaları kurcalayan başka bir konuydu.
Schumacher'in yarışa zaten kötü bir sırada başlamışken güvenlik aracı psite girdiği zaman yaptığı 2 pit-stopu ve çıkışta pit yolunda yanan kırmızı ışıkları bekleyişine olan üzüntümü eklemeden geçemeyeceğim.Vettel için iyi başladığı yarışı,iyi bitirdi diyebiliriz.Hamilton ve Button ikinci ve üçüncü sırayı alarak hem kendileri açısından hem de markalar sıralamasında McLaren adına büyük iş çıkardılar.Pisti iyi tanıyan Barrichello da iyi yarıştı.Son üç tura kadar uyguladığı sıfır pit-stop stratejisi ile uzun süre üçüncü sırada yer alan Kobayashi ise yarışın en renkli isimlerinden biriydi.Son turlarda önce Alonso'yu sonra daBuemi’yi korkusuzca geçişi harikaydı.Ferrari adına ise çok kötü bir hafta sonu oldu.Hem Alonso hem de Massa bekleneni veremediler.


5 Temmuz 2010 Pazartesi

NBA Transfer Günlüğü-1


Resmi olarak açıklanan imzalar:
Dirk Nowitzki 4 yıl 80 milyon dolar Mavericks
Joe Johnson 6 yıl 120 milyon dolar Hawks
Paul Pierce 4 yıl 61 milyon dolar Celtics
Rudy Gay 5 yıl 82 milyon dolar Grizllies
John Salmons 5 yıl 40 milyon dolar Bucks
Steve Blake 4 yıl 16 milyon dolar Lakers
Drew Gooden 5 yıl 32 milyon dolar Bucks
Amir Johnson 5 yıl 32 milyon dolar Raptors
Channing Frye 5 yıl 30 milyon dolar Suns
Hakim Warrick 4 yıl 18 milyon dolar Suns
Darko Milicic 4 yıl 20 milyon dolar Timberwolves
Sergio Rodriguez 3 yıl Real Madrid

4 Temmuz 2010 Pazar

Wimbledon günlüğü-7


2010 Wimbledon tek erkeklerde şampiyon Rafael Nadal


2010 Wimbledon tek bayanlarda şampiyon Serena Williams

2 Temmuz 2010 Cuma

Wimbledon günlüğü-6


Nereye atsam şu servisi acaba?


Yapma ama...


Finalde görüşürüz demiştim!


Nerede hata yaptım?

1 Temmuz 2010 Perşembe

Wimbledon günlüğü-6


Finale bakan gözler... -Zvonareva


Final benim işim! -S.Williams


Bu vuruşu da karşıla bakalım! -Kvitova


Pironkova'nın aklını kurcalayan bir şeyler var.