
İlginç olan, oyuncu transferlerinde her zaman sessiz sedasız bir şekilde sonuca giden Galatasaray yönetiminin bu sefer de gönderdiği bir oyuncuda böyle bir yöntem izlemesiydi. Bu haber sonrası her ne kadar disiplinsizliği ve bazı maçlardaki düşük formunu ön plana çıkararak transferin gerçekleşmesini doğru bulanlar olsa da bundan sonra Galatasaray'ın nasıl bir transfer yapacağını bilmeyen ve kaygılanan taraftarların sayısı da hiç az değildi. Çözümü görüştükleri oyuncuları açıklamakta buldular: Lorik Cana ve Juan Pablo Pino Galatasaray'da!.
Cana dün akşam saatlerinde geldi ve kontrolden geçtikten sonra imzasını attı. Transferinin kesinleşmesinin üzerinden henüz 24 saat geçmeden havaalanına gelen futbolcuyu artık "klişeleşen" karşılama bandosu yakalayamadı. Cana sessiz sedasız geldi ama arkasında büyük bir patırtı kopararak geldi. Sunderland kulübü resmi internet sitesinde kaptanlarının Cim-Bom'a gönderilmesine yeşil ışık yakan teknik direktör Steve Bruce'a öfke yağıyor. 4.5 milyon değerinde bonservis bedelini kulübün kasasına soksa da; henüz genç sayılabilecek bir yaştaki orta saha oyuncusun Sunderland'den ayrılması en çok Bruce'un başını ağrıtacak gibi duruyor.
Orta sahanın ortasında görev alan Arnavut oyuncu Sunderland'den önce uzun süre Fransa Ligi'nde PSG ve Marsliya formaları giymişti. Marsilya takımının bir ara kaptanlığını dahi yapmıştı. Ön libero mevkiinde görev alan Cana, pas alışverişi ve oyun takibi iyi olan ve savunma açısından görevini iyi yerine getiren bir futbolcu. En azından bugüne kadar okuduğumuz izlediğimiz maçlardan edindiğimiz izlenim bu. Basının sıkça üzerinde durduğu agresifliği ise çok da büyük bir sorun teşkil ediyor gibi durmuyor. 2005 yılından beri oynadığı ulusal ve uluslararsı mücadelelerde toplam 18 sarı kart görüp 3 kere de oyundan atılmış. Böylesi agresif ve ısıran bir oyuncu için pek de korkutucu istatistikler değil.

Transfer zincirinin diğer halkası ise Keita'nın boşluğunu doldurmak üzere gelecek olan Pablo Pino. Kolombiyalı oyuncu 1987 doğumlu ve hücuma dönük orta saha ve kanatlarda görev alabiliyor. Daha önce ismi Chelsea gibi kulüplerle geçen ve 17 yaş altı turnuvalarında keşfedildiği günden beri dünyada bilinirliği artan genç oyuncunun Galatasaray tercihinde etkili olan şüphesiz Monaco'da pek de iyi bir 3 yıl geçirmemiş olması.
Fransız ekibinde oynadığı 67 karşılaşmada 7 gol atabilen genç oyuncunun bu istatistiğine en büyük nedeninin uzun süren sakatlığı ve sonrasındaki form düşüklüğü olduğunu söylemek gerek. Oyun tarzı olarak Dos Santos'a benzetilen Pino, tıpkı onun gibi driblingleri, hızı ve çevikliğiyle adından söz ettiren bir oyuncu.
Her iki transferin de görüşmelerinin haftalar öncesinden başladığını düşünmemek elde değil. Ama yönetim bu sefer elini açık oynadı. Belki biraz mecburiyetten, taraftar baskısından ya da Haldun Üstünel-Futbol A.Ş. özerkliğinin kırılmasından, Galatasaray transfer gündeminin önündeki perde şimdilik inmiş durumda. Polat'ın "5 oyuncu alacağız" demeci gerçekleşir mi onu kestirmek şu dakikadan sonra pek de zor değil gibi. Sırada kim mi var merak ediyorsanız medyayı takip edin derim..











