
Erkekler 7.gün:Wawrinka'nın yükselişi
Erkekler 7. gün programının en çekişmeli karşılaşması, 19 numaralı seri başı Stanislas Wawrinka'nın 8 numaralı seri başı Andy Roddick'i 3-0 set sonucunda yendiği maç oldu. Turnuvaya oldukça hazır geldiği görülen İsviçreli raketin, Roddick'i 6-3,6-4,6-4 ile geçmesi sürpriz sayılabilecek bir sonuç olsa da Amerikalı raketin geçen sene burada oynadığı çeyrek final sonrası geride kalan 3 Grand Slam'de elde ettiği en büyük başarının 4.tur olması, kariyerinde büyük bir düşüş yaşadığını gözler önüne seriyor. İsviçreli raket Roger Federer, İspanyol rakibi Tommy Robredo'yu 6-3,3-6,6-3,6-2 ile geçerken, 3 numaralı seri başı Djokovic de İspanyol rakibi Nicolas Almagro'yu zorlanmadan 3-0 ile mağlup etmeyi başardı. Günün belki de en merakla beklenen karşılaşmalarından biri olan Berdych-Verdasco mücadelesinde ise kazanan taraf 6-4,6-2,6-3'lük setler sonucu 6 numaralı seri başı Thomas Berdych oldu.

Erkekler 8.gün:Dolgopolov!
Avustralya Açık'ta raketler çeyrek finale bir bir adlarını yazdırırken 8. günde oynanan karşılaşmalar tenisseverleri bir hayli mutlu etti. Turnuvanın 1 numaralı seri başı Nadal, Hırvat rakibi Cilic', 3-0 ile geçti. Programın en keyifli maçı ise şüphesiz Soderling ile Ukraynalı rakibi Dolgopolov arasındaki mücadeleydi. Katıldığı ilk Avustralya Açık turnuvasında 4. turda Soderling ile karşılaşan 88 doğumlu genç raket rakibine ilk seti 1-6 kaybetmesine karşın mücadele azminden hiç bir şey kaybetmeyerek sonraki setler, 6-3 ve 6-1 almasını bildi. 4. set ise tam anlamıyla bir psikolojik savaşa dönüştü. Özellikle setin son bölümüne doğru kritik puanlar alan İsveçli seti 6-4 aldı. Maçın galibini belirleyecek 5.set gösterdi ki psikolojik harbi kazanan İsveçli fizik olarak neredeyse bitmiş bir haldeydi. Dolgopolov ise oldukça kendinden emin gözüküyordu. Fiziki olarak daha iyi görünen Ukraynalı raket seti 6-2 alarak adını çeyrek finale yazdırdı. Turnuva boyunca oldukça formda gözüken Murray ise 11 numaralı seri başı Melzer karşısında 3-0'lık rahat bir galibiyet aldı. Günün son maçında ise attığı inanılmaz servislerle ilgi bir anda turnuvanın kahramanına dönüşen genç raket Raonic-Ferrer ile karşılaştı. İlk seti kaybeden İspanyol raket daha sonra toparlanarak karşılaşmadan 3-1 galip ayrılmasını bildi.

Erkekler 9. gün:Backhand savaşları
Çeyrek final ilk karşılaşmasında Djokovic, Çek rakibi Berdych'i 3-0 mağlup etmeyi başardı. Sonucunu tie-break'in belirlediği ikinci set dışında oyunun hakimiyeti Sırp raket Novak Djokovic'in elindeydi. Mental anlamda ciddi bir gelişme kaydettiği belli olan raket adını kolayca yarı final yazdırmasını bildi. Günün ikinci karşılaşması ise iki İsviçreli raketin mücadelesiydi. Bir tarafta turnuvanın 2 numaralı seri başı Federer, diğer tarafta oynadığı oyunla büyük beğeni toplayan Wawrinka. Wawrinka'nın harika bir hazırlık dönemi geçirdiği, hem servislerinde hem de oyun planlarında büyük değişiklikler yaptığı turnuva boyunca konuşuldu. Ancak rakip Federer ve oynanacak karşılaşma da çeyrek final olunca iş farklı bir boyuta taşındı. Maç öncesi yorumlarda, Wawrinka'nın Federer karşısında şansı olduğunu, bu karşılaşmanın Federer açısından çok zor geçeceği ve galibin 5. sette belli olacağını öngörenler büyük bir çoğunluğu oluşturuyordu. Karşılaşma öncesi en çok konuşulan konu ise hangi oyuncunun backhandinin daha iyi olduğuydu. Zira Wawrinka da Federer gibi bir tek el backhand oyuncusuydu. Bir takım uzmanlar Wawrinka'nın özellikle dönemdeki çıkışıyla beraber backhandinin de en yüksek noktaya ulaştığını belirtiyorlardı. Maça Federer inanılmaz bir tempoda başladı. İlk dakikadan itibaren yüksek konsantrasyonla oynayan İsviçreli'nin oyununa, rakibinin servislerini kırmanın verdiği moral de eklenince ilk set 29 dakikada 6-1 bitti. Tenisseverler çekişmeli geçmesi beklenen mücadelenin ilk setindeki bu durum karşısında adeta şok oldu. İkinci set tam anlamıyla maçın kırılma anlamıydı. İkinci sette Wawrinka'nın oyuna geri dönmesi beklenirken tam tersi oldu. Kontrolü bir an olsun elinden kaybetmeyen Federer, yüksek yüzdeyle attığı servisleri ve file önündeki etkili oyunuyla ikinci seti 6-3 aldı. Servislerinde sorun yaşayan ve kafa olarak maçtan her dakika daha da uzaklaşan Wawrinka üçüncü sette de oyuna ortak olamayınca seti 6-3 kaybederek turnuvaya veda etti.

Erkekler 10.gün:Nadal'ın dramatik vedası
10. güne damgasını vuran olay şüphesiz rakibine 3-0 yenilen turnuvanın 1 numaralı seri başı Nadal'ın vedası oldu. Aslında bu sonuç iki şekilde değerlendirilmeli. Zira bazı tenis uzmanları yergide de övmede de her zaman abartıya kaçtığı için sağlıklı değerlendirmeler yapamıyorlar. Öncelikle Ferrer'i oyunundan ve azminden dolayı tebrik etmek gerekir. Buraya gelene kadar bir çok karşılşamada geriye düşse dahi asla pes etmedi. Savaşçı ruhunun yanı sıra tam anlamıyla bir beyefendi. Tenis kamuoyunda centilmenlik sıralaması yapsalar listenin başlarında olacağı şüphesiz. Nadal' tarafına gelecek olursak turnuva öncesi geçirdiği ağır gripten tam anlamıyla kurtulamamış olacak ki maçlarını kazanmayı başarsa da hastalığının onu etkilediği açıkça görülüyordu. Ferrer karşısında maça iyi başlayamayan yıldızın aşırı terlemesi kortta kendini iyi hissetmediğini ortaya koyuyordu. T-shirt değiştirerek bu duruma çare arayan Nadal, Ferrer'in yüksek temposu karşısında elinden geldiğince savaşmaya çalıştı. Ancak bacağındaki sakatlık sebebiyle iki kere tıbbi mola alan ve oyunun büyük bölümünü bandajlı ayağıyla oynayan Nadal için işler hiç de iyi gitmiyordu. Aşırı su kaybeden ve sakatlığı sebebiyle hareketlerini kısıtlamak zorunda kalan Nadal oyundan çekilmemek için büyük çaba sarfetti. Maç öyle bir noktaya geldi ki Ferrer aldığı sayılar karşısında sevinemez oldu. Bir tarafta savaşçı ruhunun sınırlarını bir çok tenisçinin yapmayacağı gibi zorlayarak ayakta duran Nadal, diğer tarafta oynadığı iyi oyunlarında bile sevinemeyen ve ne yapacağını şaşıran Ferrer. Üçüncü sette Nadal'ın ağrıları artınca oyun tamamen Ferrer'e döndü. Böylece 7 numaralı seri başı ismini yarı finale yazdıran isim oldu. Nadal maç sonu verdiği röportajda sakatlığı nedeniyle maçtan çekilmeyi sevmediğini, bu günkü yenilgisinin sakatlığına bağlanmamasını, böyle bir görüntü yaratılmaması gerektiğini söyledi. Diğer çeyrek final mücadelesi ise 5 numaralı seri başı Murray ile Dolgopolov arasında oynand. Çeyrek finale gelerek büyük bir başarıya imza atan genç yıldız Dolgopolov, Britanyalı rakibi karşısında iyi bir mücadele sergilese de önemli anlarda yaptığı kritik hatalar ve tecrübe eksikliği sebebiyle karşılaşmadan 3-1 yenik ayrıldı.

Erkekler 11.gün:Djokovic'in zaferi
Erkekler 11. günde tek karşılaşma Djokovic-Federer mücadelesiydi. İlk dakikadan itibaren müthiş bir çekişmeye sahne olan maçın ilk setinde Federer iyi mücadele etse de kritik anlardaki puan kayıpları ve servislerde yaşadığı sıkıntılar sebebiyle oyunun hakimiyetini eline alamadı. Djokovic ise baştan beri soğukkanlı bir şekilde oynarken rakibine zor anlar yaşattı. İlk seti almanın verdiği moralle ikinci sete daha istekli başlaması beklenen Djokovic herkesi yanıltarak Federer karşısında zor anlar yaşadı. 2-0 geriye düşmenin ne anlama geldiğini çok iyi bilen İsviçreli raket rakibini sallamayı başarsa da yıkmayı başaramadı. Stres dolu ikinci seti de alan Sırp raket maç sonu röportajında dediği gibi uzun bir süredir oynadığı en iyi oyunlardan birini sergiliyordu. Üçüncü sette servislerine odaklanan Djokovic'in oyunu İsviçreli raketi mental anlamda oldukça zorladı. Yaptığı basit hatalar sonucunda oyundan düşen İsviçrelinin sinirli şekilde havaya vurduğu backhand vuruşları artık maçın diğer tarafa dönemesinin ne kadar da zor olduğunu gösteriyordu. Üçüncü seti de alan Sırp raket final biletini cebine koymuş oldu.

Erkekler 12.gün:Murray'nin final yolculuğu
Yarı finalin bir diğer karşılaşması Ferrer ve Murray arasında oynandı. Karşılaşma öncesi tenis kamuoyu yine ikiye bölünmüştü. Murray'nin Grand Slam hayali malumunuz. Turnuvadan Federer ve Nadal da elenince tüm gözler Murray'e çevrilmiş durumdaydı. Diğer tarafta ise çok iyi bir turnuva geçiren Ferrer'in Murray karşısında şansı olduğu iddiaları vardı. Maça daha iyi başlayan taraf İspanyol raket Ferrer oldu. İlk seti 6-4 alan Ferrer, bu oyununu ikinci sette de sürdürmek zorundaydı. Karşılaşmaya daha geç ısınan Murray ikinci sette çok iyi bir oyun ortaya koydu ve seti tie-break ile almayı başardı. Üçüncü sette ise oyuna tam anlamıyla ağırlığını koyan Britanyalı raket seti 6-1 ile geçerek final rüyasına bir adım daha yaklaştı. Üçüncü sette maça tekrar ortak olmaya çalışan Ferrer, Murray'e zor anlar yaşatsa da Britanyalı son seti de alarak finalde Djokovic'in rakibi oluyordu.

Final:Djokovic'in 2.Grand Slam'i
Bir Grand Slam finali ve ekranda Federer-Nadal isimlerini görmüyoruz. Sizce de bir gariplik yok mu? Son döneme damga vuran Federer-Nadal ikilisinin olmadığı bir Grand Slam'i izlemek nasıl olacak? Murray sonunda gece rüyalarına giren Grand Slam şampiyonluğunu alabilecek mi? Djokovic 2008'deki başarısını tekrarlayabilecek mi? Çok fazla soru oldu değil mi? Evet, haklsınız. Ancak final maçı tam da bu sorular eşliğinde beklendi.
Final mücadelesine hızlı başlayan taraf Djokovic oldu. Sırp raket maçın kontrolünü baştan eline alması gerektiğini çok iyi biliyordu. İlk seti 6-4 alması henüz bir şey ifade etmiyordu. Şüphesiz tüm tenisseverler Murray'nin buna ne cevap vereceiğini merak ediyorlardı. Ancak Murray oyundan gittikçe düşüyor,yaptığı basit hatalarla hayranlarını yine üzüyordu. Djokovic'in özellikle ikinci servislerindeki yüksek yüzdesi onu bir adım daha öne çıkaran etken oldu. Üstünlüğü rakibine bir an olsun kaptırmayan Djokovic, Murray'nin oyuna bir türlü girememesine sebep oldu. Mental anlamda belki de hiç olmadığı kadar rahat gözüken Sırp raket diğer setleri de 6-2,6-3 alarak hem ikinci Grand Slam zaferine imza atıyor hem de rakibinin hayallerini bir başka bahara bırakıyordu...

Kadınlar 7.gün:Kadınlarda en uzun Grand Slam mücadelesi-4 saat 44 dakika
Tek kadınlar 7.gün programı şüphesiz turnuvanın en hareketli gününe sahne oldu. Bir çok favori 4.turda Avustraşya Açık'a veda etmek zorunda kaldı. Ancak bunlardan da öte 4 saat 44 dakika süren tarihi bir karşılaşmaya sahne olan Kuznetsova-Schiavone mücadelesiydi ki anlatmaya kelimeler yetmez. Bu maça gelmeden önce günün kısa bir değerlendirmesini yapacak olursak, günün ilk maçında turnuvanın 1 numaralı seri başı Wozniacki, son dönemde ciddi bir çıkış yakalayan Letonyalı rakibi Sevastova'yı 2-0 ile rahat geçti. Ardından günün merakla beklenen karşılaşmasında Petkovic ile Sharapova karşılaştı. Sharapova'nın geçirdiği ciddi sakatlık sonrası oyununun ne seviyede olduğunu en iyi şekilde test edileceği yer olan Avustralya Açık'ta geçtiğimiz yıl müthiş bir çıkış yakalayan Petkovic karşısında ne yapacağı otoriteleri ikiye bölmüştü. Bir kısım Petkovic'in oyununun gittikçe ilerlediğini ve artık Sharapova düzeyinde bir oyuncuyu yenebileceğini söylerken, diğer kesim ise Rus raketin hırsı ve azmiyle bu maçtan galip ayrılacağını söylüyordu. Maçın kritik puanlarında çok iyi puanlar çıkartan ve sakin kalmayı başaran Petkovic rakibini 2-0 ile geçerek gözünün yükseklerde olduğunu bir kez daha gösterdi. Ni La ve Azarenka mücadelesi de otoriteler arasında ayırıma yol açan bir diğer karşılaşmaydı. Azarenka'nın artık daha yüksekleri hedeflediği ortadaydı. Ancak Çinli raketin son dönemlerde ciddi bir istikrar yakalamış olması ve turnuvadaki maçlarını rahat kazanması onu gizli favorilerden biri haline getirmişti. Nitekim Çinli raket Azarenka karşısında çok rahat bir oyun ortaya koyarak karşılaşmadan 2-0 galip ayrılıyor ve kendine güvenenleri mahçup etmiyordu. Günün son maçına çıkacak olan Schiavone&Kuznetsova mücadelesi ise tarihe Grand Slam'lerde oynanmış en uzun kadınlar maçı olarak geçecek ve karşılaşmayı izleyen tenisseverlere harika bir anı olarak kalacaktı. İlk seti 6-4 alan İtalyan raket, kuşkusuz ikinci sette olacaklardan habersiz şekilde kenara geldiğinde henüz 'maçın' başlamamış olduğunu bilemezdi herhalde. Zira ikinci sette Kuznetsova'nın agresif oyunu karşısında bir hayli zorlanan Schiavone servislerini kırdırarak seti 6-1 kaybettiğinde her şey bir an tersine dönmüş gibi gözükse de inatçı İtalya'nın diyece tüm bunlara diyecek bir sözü vardı. Nitekim üçüncü set eşine az rastlanır bir mücadele ortaya koyan iki raketten galip ayrılan taraf seti 16-14 alan Schiavone olacaktı. Burada 'mücadele' kavramına ayrı bir parantez açmaka gerekir. Çünkü 16-14'lük bu set boyunca iki raket de sürekli olarak savaştı. 180 dakika süren son sete rağmen maçta toplam 8 ace sayısının olması cidden şaşırtıcı. İki tenisçi de sürekli koştu,koştu,koştu...Bu yüzden, bu harika tenis resitalini bize izlettiren iki tenisçiye de buradan alkışlarımızı yollamayı bir borç biliriz.

Kadınlar 8.gün:Kvitova'nın yükselişi
Kadınlar 8.gün fırtına gibi geçen 7. günün ardından sürprizsiz ancak izlemesi keyif veren mücadelelerle geçti. Günün ilk maçında turnuvanın favorilerinden Clijsters, son dönem performansıyla üst sıralara çıkmayı hedefleyen Makarova'yı ilk setini tie-break ile aldığı maçı 2-0 ile kazanarak yoluna devam etti. Günün ikinci maçında 25 numaralı seri başı Kvitova, tecrübeli rakibi Pennetta'yı 2-1 ile mağlup ederek kendisine güvenenleri yine haklı çıkarmayı başardı. Oyununa yeni silahlar ekleyip, mental anlamda kendini geliştirirse kendisinden şampiyonluk haberleri almamız yakındır. Tur boyunca kadınlarda en iyi tenisi oynayanlardan biri olan Zvonareva, Çek rakibi Benesova'yı 2-0 ile geçerken, 12 numaralı seri başı Radwanska da rakibi Peng'i 2-1 ile geçerek adını çeyrek finale yazdırmayı başardı.

Kadınlar 9.gün:Na Li hızla ilerliyor
Çeyrek finallerin ilk gününde Wozniacki-Schiavone karşılaşması için akıllarda ciddi bir soru işareti vardı. Zira İtalyan raketi bir önceki turda 4 saat 44 dakikalık mücadele sonrasında bitme noktasına gelmişti. Herkes Caroline'in çok rahat bir maç kazanacağını düşünüyordu. Bir tarafın bu denli favori gösterilmesi ve karşı tarafta azmin simgesi haline gelmiş Schiavone'nin oluşu maçı garip bir gizeme bürüyordu. Karşılaşmaya beklenenin aksine İtalyan raket daha iyi başladı. Agresif oyununu vücudu el verdiğince oynamaya çalışan Schiavone ilk seti de 6-3 alıyordu. Ancak ikinci setle beraber kendine gelen Wozniacki rakibinin süre ilerledikçe fizik olarak geriye düşmesini de fırsat bilerek bir vites yukarı çıkınca setten galip ayrılan taraf oldu. Üçüncü sette iyice yorulan İtalyan raket terinin son damlasına kadar savaşsa da ilk bölümdeki durgunluğu üzerinden atan Danimarkalı raket oyun temposunu bularak ikinci seti de 6-3 aldı ve adını yarı finale yazdırdı. Diğer çeyrek final mücadelesinde 9 numaralı Çinli raket Na Li, Alman rakibi Petkovic'i 2-0 ile rahatça geçerek bir kez daha turnuvanın favorilerinden biri olduğunu gösterdi. Na Li bu çıkışını sürdürür ve bunda belirli bir istikrar yakalarsa artık Grand Slam'lerde ismini daha sık duyacağımız bir isim olabilir.

Kadınlar 10.gün:Clijsters yoluna devam ediyor
10.günün ilk karşılaşmasında Polonyalı raket Radwanska ile 3 numaralı seri başı Belçikalı raket Clijsters karşılaştı. Çeyrek finale kalan Polonyalı raketin Clijsters karşısında neler yapacağı, ona ne kadar direneceği maç öncesi çok konuşuldu. Mutlak favori olarak maça çıkan Belçikalı raketin 12 numaralı seri başı karşısında çok dikkatli davranması gerekiyordu. Zira gelecek turlar adına hem enerji saklamak hem de çok az hata yapmak zorundaydı. Radwanska'nın mücadeleci yapısı Belçikalı rakete zor anlar yaşatabilirdi. Karşılaşma başlar başlamaz, işleri sıkı tutan Belçikalı raket rakibinin servislerini erkenden kırınca oldukça rahatladı. İkinci sette ise daha istekli ve agresif bir Radwanska vardı. Clijsters'in hatalarını iyi değerlendiren Polonyalı raket seti tie-break'e götürse de mağlubiyetten kurtulamadı. Günün diğer maçında turnuvanın en büyük favorilerinden Zvonareva ile turnuvanın parlayan yıldızı Kvitova karşı karşıya geldiler. Kvitova karşısında mutlak favori olarak gösterilen Rus raket maça son derece hızlı başladı. Kırılma anlarında tecrübesini konuşturan Zvonareva, karşılaşmanın kontrolünü ele geçirince rakibine çok az sayı izni verdi. İkinci sette oyuna bir an için denge gelse de Kvitova üst üste yaptığı basit hatalarla üstünlüğü yine rakibine verince Rus raket 2-0 ile maçı kazanan taraf oldu.

Kadınlar 11.gün:Heyecan fırtınası
Tek kadınlarda yarı final eşleşmeleri tam anlamıyla bir heyecan fırtınasına sahne oldu. İlk maç Wozniacki ile Na Li arasında gerçekleşti. 1 numaralı seri başının turnuvanın en iyi oynayan oyuncularından biri olan Na Li karşısında ne yapacağı merakla bekleniyordu. Maça hızlı başlayan Danimarkalı raket bir an önce kontrolün kendi tarafına geçmesini sağlıyordu. Özellikle ikinci servis puanlarında sorun yaşayan rakibine karşı agresif oynayan Caroline ilk seti aldı. İkinci set ise tam anlamıyla dengede geçti. Çok sık basit hata yapan Çinli raket bu durumdan kurtulmak için çok fazla mücadele etti. Setin sonlarına doğru daha derli toplu bir yapıa kavuşan Na Li seti 7-5 ile alarak maçı son sete taşıdı. Yakaladığı servis kırma şanslarını çok iyi değerlendiren 9 numaralı seri başı rakibini baskı altında tutmayı başardı. File önünden çıkardığı puanlarla bir anda momentumu ele geçiren raket seti 6-3 ile alarak adını finale yazdırdı. Günün ikinci mücadelesinde turnuvanın iki en büyük favorisi karşılaştı. Clijsters-Zvonareva eşleşmesi adeta erken final olarak değerlendiriliyordu. Maça hızlı başlayan taraf Belçikalı raket oldu. Servis kırma şanslarını iyi değerlendiren ve etkili servis kullanan Clijsters, Rus rakibi karşısında beklenenden daha rahat bir şekilde ilk seti aldı. Zvonareva özellikle ikinci servislerinde yaşadığı sıkıntı ve kritik noktalardaki basit hatalarıyla oyuna bir türlü giremedi. File önüne gelmekten çekinmeyen Clijsters buradan da oldukça önemli puanlar çıkardı. Baskılı oyunu ile rakibini yıldırmayı başaran Clijsters ikinci seti de zorlanmadan kazanarak finalde Na Li'nin rakibi oldu.

Final: Aussie Kim!
Avustralya Açık finali adına yaraşır şekilde keyifli ve ilklerin yaşandığı bir karşılaşma oldu. Geçen yıl burada yarı final oynayan Na Li ve burada hiç şampiyon olamamasına rağmen seyirciler tarafından Aussie Kim olarak çağırılan Clijsters mücadelesinde rakibi 2-1 yenen Belçikalı raket buradaki ilk Grand Slam zaferine ulaştı. Final öncesinde Na Li'nin konsantre olup, daha az basit hata yapan taraf olursa Clijsters karşısında ciddi bir şansı olduğu konuşuluyordu. Karşılaşmaya oldukça hızlı başlayan Na Li maç öncesi tahminleri doğru çıkarırcasına kendinden emin oynuyordu. Rakibinin oyuna dahil olmasına izin vermeyecek şekilde agresif oynuyordu Çinli raket. İkinci sette ise tam anlmayıla rüzgar tersine döndü. Çinli raket servislerinde sıkıntı yaşıyor, Belçikalı rakibine ekstra moral veriyordu. Clijsters bu moralle daha etkili servisler kullanınca Na Li de oldukça fazla basit haya yapmaya başladı. İkinci setin kopma anlarında vites yükselten 3 numaralı seri başı seti alarak maçı son sete taşıdı. Üçüncü sette normal oyunundan gittikçe uzaklaşan ve bir hayli gerilen Na Li, Belçikalı raketin baskılı oyununa cevap veremeyince ilk defa oynadığı Grand Slam finalinde mağlup olan taraf oldu. Özellikle üçüncü setteki agresif oyunuyla büyük beğeni toplayan Clijsters ise ilk Avustralya Açık zaferini kazanmış oldu. O artık gerçek bir Aussie Kim!

Kim Clijsters

Novak Djokovic

Gisela Dulka&Flavia Pennetta

Bob&Mike Bryan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder