25 Mayıs 2010 Salı

Roland Garros günlüğü Bölüm 1



Teniste toprak kort sezonunun beklenen turnuvası Fransa Açık başladı.Roland Garros süresince izleyebildiğim karşılaşmalar hakkındaki yorumlarımı ve turnuvayla ilgili bilgileri Roland Garros günlüğü adını verdiğim bu bölümde yazacağım.

Turnuvada ilk tur,büyük çoğunlukla favori raketletin kazandığı,kadınlarda 2-0,erkeklerde ise 3-0 ile biten karşılaşmalara sahne oldu. Kadınlarda 10 numaralı seri başı Belaruslu raket Victoria Azarenka'nın Arjantinli rakibi Dulko'ya 2-0 kaybetmesi elbette ki turnuvanın şu an için en büyük sürprizi oldu.Son şampiyon Kuznetsova'nın Romen rakibi Cirstea'yı 2-0 ile geçtiği karşılaşmanın bir bölümünü izleme fırsatım oldu.Kuznetsova'yı oldukça sakin ve kendinden emin gördüm.Gelecek karşılaşmalar ne gösterir bilinmez ama Rus raketin Roland Garros'ta yine büyük işler başaracağını düşünüyorum.Tenis eğitimini Barcelona'da alan Rus raket,bu yönüyle toprak kortta diğer Avrupalı rakiplerden daha avantajlı bir konumda yer alıyor.Diğer yandan Pavlyuchenkova,Cornet'i 6-4,6-2,Hantuchova,Tanasugarn'ı 6-1,6-1,Zvonareva,Brianti'ti 6-3,6-1 ile mağlup etti.


Formda bir sezon geçiren Venus Williams,Roland Garros ile sıralamada üst sıralara çıkmaya niyetli gibi.ABD'li Venus ilk turda rakibi Schndyer'i 2-0 ile geçti.Roland Garros'u daha önce 4 kez kazanan eski dünya bir numarası Belçikalı raket Henin,Bulgar rakibi Pironkova'yı set kaybetmeden 6-4 ve 6-3 ile geçti.İkinci sette özellikle servislerinde sorunlar yaşasa da güçlü vuruşları ile rakibine üstünlük sağladı.Anastasia Rodionov da rakibi Makarova'yı 2-0'lık setle geçerek ikinci tura adını yazdırdı.Kimiko Date krumm büyük bir sürprize imza atarak,geçen yılın finalisti Rus tenisçi Dinara Safina'yı 6-3,4-6 ve 5-7'lik setlerle ilk turda eledi.

Erkeklerde İsveçli Soderling,Fransız raket Recouderic'i 3-0 ile geçerken,turnuva öncesi verdiği partiyle adından sıkça söz ettiren Fransız Tsonga,Alman Brands'ı 3-2 ile geçti.Dünya bir numarası Federer'in Avustralyalı rakibi Luczak ile oynadığı karşılaşmayı canlı izlediğim için ona biraz daha fazla yer ayırıyorum.Federer karşılaşmaya her zamanki gibi soğukkanlı başladı.Uzun bir maratona başlayan koşucular gibi sabırla hareket etti.Rakibi Luczak ise özellikle ilk settte iyi mücadele etti.Servis oyunlarının hepsini alan Federer,sadece bir kez servis kırarak ilk seti 6-4 aldı.


Sonsuza kadar 1 numarasın...

Servis oyunlarında kazandığı love game'ler(sıfıra karşı kazanılan oyun)gelecek setlerdeki güzel oyunların habercisiydi.İkinci sete de temkinli başlayan 1 numaralı raket,yavaş yavaş oyuna ısındı.Bir ara hakem ile çizgi konusunda kısa süreli bir gerginlik yaşasa da Avustralyalı raket karşısında oyuna ağırlığını koymayı bildi.Servis kırmakla işe başlayan İsviçreli,hücumda da etkinliğini arttırınca ikinci seti 6-1 aldı.Üçüncü sette ise tam anlamıyla Federer rüzgarı esti.File önüne sık sık gelen Roger;kesme vuruşlar,kısa toplar ve voleler ile tenisseverlere adeta bir resital sundu.Avustralyalı raketin daha fazla direnemediği üçüncü seti de 6-2 alan Federer,rakibini 3-0 ile geçerek adının ikinci tura yazdırdı.

Dünya dokuz numarası Verdasco ise 105.sırada bulunan rakibi Kunitsyn'i 3-0 ile mağlup etti.Andy Roddick ise Fin raket Nieminen'i zor da olsa 3-2 ile geçti.Karşılaşmaya iyi başlayan ABD'li raket,güçlü servisleriyle rakibi karşısında büyük avantaj sağladı.6-2 biten ilk set 28 dakika sürdü.İlk sette servisini tutamayan Nieminen,ikici sette rakibinin servisini kırınca toparlandı ve seti 6-4 aldı.Üçüncü sete de iyi başlayan Fin tenisçi bir kez daha rakibinin servisini kırarak 3-2 öne geçti.Sette durum 4-2'ye gelince tehlikenin farkına varan ABD'li raket servis oyununu kazanarak biraz da olsa kendine geldi.Ancak oyundan hiç kopmayan Nieminen,biraz da filede seken topların sürekli kendi lehine sonuçlanmasıyla durumu 5-3'e getirdi.Müthiş bir mücadeleye sahne olan ikinci setin son servisini ace ile tamamlayan Finli raket seti 6-4 kazanrak,durumu 2-1'e getirdi.Dördüncü seti tie-break ile 7-6 alan Andy Roddick,son seti de 6-3 alarak ikinci tura yükseldi.Muhteşem bir geri dönüşe sahne olan karşılaşma Roddick'in Roland Garros'ta 4.turu geçme isteğinin ne kadar da zor olacağının bir ipucu gibi.

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Roland Garros başlıyor


Tenis sezonunun ikinci Grand Slam mücadelesi olan Roland Garros 23 Mayıs günü başlıyor. 6 Mayıs'ta sona erecek turnuvada dağıtılacak toplam ödül 20.7 milyon dolar.

Erkekler:
Federer: 17.Grand Slam zaferini kazanmak ve her tip kortta en iyi olduğunu bir kez daha göstermek istiyor.
Nadal: Toprak korttaki inanılmaz başarısını sürdürmek ve daha önce 4 kez kazandığı Fransa Açık'ı kazanarak 7.Grand Slam zaferine ulaşmak amacında.
Djokovic: Sadece bir Grand Slam zaferi bulunan oyuncu bu yıl oldukça formda. Fransa Açık'ta bir sürpriz yapmak isteyecektir.
Murray: 1930'lardan bu yana Grand Slam turnuvasını kazanan ilk Britanyalı erkek tenisçi olmak için mücadele verecek.



Kadınlar:
S.Williams: En son 2002'de kazandığı Roland Garros'ta en büyük favori.
V.Williams: Henüz Fransa Açık'ta bir şampiyonluğu bulunmayan Venüs, bu yıl kazandığı 2 kupayla dikkatleri çekiyor.
Kuznetsova: Geçen yılın Fransa Açık şampiyonu Rus raket, kendisi için pek de iyi geçmeyen sezonda, bu turnuvayla yükselişe geçmek istiyor.
Henin: Fransa Açık'ta 4 zaferi bulunan Belçikalı tenisçi, 8.Grand Slam zaferini istiyor.

Formula Futbol Şöleni İstanbul'da!



TOSFED'in düzenlediği Formula Futbol Şöleni All Stars futbol karşılaşması 26 Mayıs Çarşamba günü Ali Sami Yen Stadı'nda oynanacak.

Formula 1 takımındaki pilotlar=Schumacher,Vettel,Alonso,Massa,Rosberg
Karşı takım=Ege, Yılmaz Erdoğan, Sarp Apak, Kerem Alışık, Bedri Baykam, Hakan Şükür, Tugay Kerimoğlu ve İlyas Tüfekçi gibi sinema, tiyatro, müzik ve futbol dünyasından birçok ünlü isim.

Bilet gelirlerinin yarısı UNICEF Türkiye, diğer yarısı ise Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı'na bağışlanacak.

Siyah-beyaz formalar çok yakışmış...

Write the Future









İki günde iki reklam, ikisi de Dünya Kupası öncesi heyecanı artıracak nitelikte. Write the Future

Bir Soru Bir Cevap

Inter 45 yıldır Şampiyonlar Ligini kazanmayı bekliyor. Bu üzerinizdeki baskıyı artırıyor mu?

Inter taraftarı için değişik bir durum; takım bu kupayı son kazandığında çoğu dünyaya gelmemişti. Inter başarılı bir geçmişe sahip ama daha iyisine doğru ilerliyor. Moratti inanılmaz bir insan, onu bugün sevinçten ağlarken ve kupayla Appiano Gentile'de (antrenman sahası) turlarken görmek beni çok sevindirecek. Tıpkı babasının 1964-65'te yaptığı gibi.
José Mourinho

21 Mayıs 2010 Cuma

Final Öncesi


Mourinho, maçtan bir gün önce takımıyla antrenmanda.


Konuk takım soyunma odası final için makyajlanmış.


İki takım futbolcuları bu yoldan sahaya inecekler.


Van Gaal final öncesi basın toplantısında Madrid'de.

Final maçı öncesinde elenen Barcelona'dan Messi'nin 8, elenen Real Madrid'in süperstarı Cristiano Ronaldo'nun 7 ve Ivica Olic'in 7 golü bulunuyor. Olic yarın bir veya daha fazla gol atarsa Şampiyonlar Ligi'nde gol krallığını elde edebilir. Asistlerde de Arsenal'den Arshavin, Fiorentina'dan Gilardino ve Sneijder 5'er asistle zirvede ve yarın Sneijder'in asist yapması durumunda o da ödül kazanmaya yakın.

Takım istatistiklerinde, Bayern şu ana kadar rakiplerine 21 gol atarken, Inter 15'te kaldı. Bayern şu ana kadar oynadığı maçlarda 79 kez rakip kaleyi yoklarken Inter'de bu oran 60. Ve ilginç bir başka istatistik, Bayern şu ana kadar karşılaştığı tüm rakiplerine karşı ortalama %58'lik topla oynama oranı yakalarken; Inter %45'de kalmış. Elenen Barcelona'nın turnuva ortalaması %66 bu arada!

Şampiyonlar Yazı Dizisi - Bayern München


Son beş yılda Wolfsburg ve Stuttgart'ın birer şampiyonluğu dışında Bundesliga'da ipi göğüsleyen hep Münih ekibi oluyor. Bu sezon onlar için oldukça ilginç geçti. Sezon başında takımın başına gelen Hollandalı teknik adam Van Gaal, kasım ayında gönderilmesi gündemdeyken tazminatının ya da uçak biletinin hesabını yaparken, yarın sezonun üçüncü kupasını almak üzere Madrid'e yol alıyor.

Geçen sezon Wolfsburg'un etkileyici şampiyonluğundan sonra sezonu ikinci tamamlayan Bayern'de Rummenige-Beckenbauer ikilisinin başlattığı revizyon öncelikle Ottmar Hitzfeld'i işinden etti, sonrasında önce Podolski'yi eski takımı Köln'e, Lucio'yu İnter'e, Ze Roberto'yu da Hamburg'a şutladı. İlk yaptıkları ise geçtiğimiz sezon AZ Alkmaar ile Hollanda Ligi'ni kazanan Louis Van Gaal ile anlaşmak oldu. Gelişinden sonra Ivica Olic bedelsiz olarak, Mario Gomez ise 30 milyon euroluk dudak uçuklatan bonservis bedeliyle takıma dahil oldular. Sezonun ilk tartışması da bu yüzden çıkmıştı. Alexander Baumjohann ve Edson Braafhield da ekibe yaz aylarında katıldılar.


8 Ağustos'ta başlayan ligin ilk 3 maçında 2 puan toplayan Bayern, sezona kötü başlıyordu. Transferin neredeyse son gününde Real'den takıma dahil olan Hollandalı Arjen Robben'in gelişi ve ligdeki maçların kazanılmaya başlanması işleri biraz düzeltmişti. Ancak kasım ayının sonuna kadar verilen lig mücadelelerinde bir türlü beklenen istikrarlı skorlar gelmiyordu. 22 Kasım tarihine geldiğimizde 13. hafta mücadeleri oynanıyordu ve Leverkusen'le evinde 1-1 berabere kalan ekip, lig sıralamasında 7. durumdaydı. Şampiyonlar Ligi'nde de Bordeaux'ya her iki maçta da yenilmiş, Juventus'la evinde berabere kalmıştı.

25 Kasım tarihli gazeteler, Van Gaal için bileti çoktan kesmişti. Takımda istenen başarıyı sezon sonunda yakalayamacağına inanların sayısı azımsanmayacak derecedeydi. Ama biraz önce bahsettiğimiz 22 Kasım tarihi Bayern için bu sezon gerçek anlamda bir milattı. Şöyle ki, takım ilk yarının sonuna doğru başlattığı galibiyet serisini öyle bir uzattı ki, ligde ilk puan kaybını Şubat ayında yaşadı. Ki bu 9 seri lig galibiyeti demek, üstelik de iki maçta 5'er, iki maçta 3'er gol atarak! Bu arada, sezon ortasında takımın 3 yıllık golcüsü Toni kiralık olarak Roma'nın yolunu tutmuştu.

Mart ayında aldığı iki lig mağlubiyetine rağmen, yakaladığı iyi ruzgar ve hem kupa yarı finalinde Schalke'yi 1-0'la; hem de Şampiyonlar Ligi'nde Fiorentina'yı 3-2'nin rovanşında Robben'in şahane golüyle, 2-1'le geçmenin mutluluğu takımı pek kötü yönde etkilemedi. Bayern'in esas başarılı olduğu periyod tam da bu aralıktı. Her 3 kulvarda da yoluna tam gaz devam eden ve Robben faktörünü en iyi şekilde kullanan ekip, 3-2'nin rovanşında 2-1 tarifesini, hem de Robben'in yine akıllara ziyan golüyle Man Utd'a uygulayınca yavaş yavaş finalin kapısını aralıyordu.

Ligin son 6 maçından 14 puan çıkarmasını bilen Münih ekibi, 1 Mayıs'ta işi bitirmişti bile. Geçtiğimiz hafta finalde Werder Bremen'i de eleyerek bu sezonu iki kupayla bitirmeyi garantilediler. Garantilediler diyorum, çünkü hala önlerinde sezonun en büyük kapışması var, Lyon sınavı sonrasında yarın Madrid'de Inter'le karşılaşlıp başarılarını 3. kupayla taçlandıracaklar mı orası henüz belirsiz. Yarın hep beraber göreceğiz.

Başarılı ama bir o kadar ilginç bir sezon geçiren Bayern Münih'te şimdilik hem yönetim hem taraftar cephesinde keyifler yerinde. Van Gaal ise sezon sonuna geldiğimizde eski öğrencisiyle ve tercümanıyla polemiklere girebilmenin, 1995'teki başarısını tekrarlayarak Avrupa'nın en iyi teknik direktörü unvanını alabilmenin peşinde.