19 Mayıs 2010 Çarşamba

"Galatasaraylı olmaktan utanıyorum!"


Demecin sahibi Hıncal Uluç. Bir galatasaraylı olarak Fenerbahçe'ye duyulan nefrette dolayı bir anadolu taımının şampiyonluğuna sevinen taraftarına kırgın. Çoğu zaman eleştirilerinin dozu ve tarzıyla eleştirilen deneyimli yorumcunun bu kez oldukça doğru tespitler yaptığını söylemek gerek. NTV Spor'da yayımlanan Kırmızı çizgi programındaki yorumları izledikten sonra, kendinizi Galatasaray'ı, bir sezon boyunca yaptıklarını, Fenerbahçe'yi, Aziz Yıldırım'ı ne açıdan yaklaşarak eleştirdiğimizi sorguluyor bulmanız işten bile değil. Spor denince akla futbol gelen ülkemize, diğer spor branşlarında hangi takım ne yapmış, Hıncal Uluç'un bu konudaki tespiti de oldukça önemli.

Valencia bir aldı, bir verdi



Sezonun son maçları henüz bitti, transfer sezonu hala açılmış sayılmaz ama, Valencia transferde pek beklemeye niyetli değil gibi. 3 gün önce kesinleşen ve 2 yıldır spekülasyonları dönen Mehmet Topal transferinden sonra Valencia cephesinden bir bomba daha geldi, İspanyol golcü David Villa 45 milyon+prim karşılığında seneye Barcelona'da.

Mehmet Topal transferi için 5 milyon euroya yakın bir meblağ ödeyecek olan Valencia'nın finansal durumu son iki yıldır pek iç açıcı değil. Transferin biraz da bu nedenle gerçekleştiğini söylemek pek de akıl dışı sayılmaz. Kaldı ki geçen yıl İbrahimoviç transferinden önce aynı teklifi götürdüklerinde reddedildikleri kulübün yıldız golcüsünü daha mayıs ayında Barça'ya kapağı atması da bu durumu gösteriyor.



Barcelona ligi şampiyon bitirdi, elinde halihazırda İbra, Messi, Pedro, Bojan, Henry'den oluşan bir forvet hattı var. Bu transfer harekatı ne kadar işe yarar, hangi futbolcu nerelere gider, Henry'e Fenerbahçe yolu mu gözüktü (!) bunları yaz aylarında göreceğiz, ama bu transferin açıklanmasından birkaç saat sonra Fabregas da gelmeye hazır minvalindeki açıklamaları okuyunca daha yazı beklemeden Barcelona'da bir revizyon mu olacak düşünceleri kafalara yerleşmeye başlıyor.

18 Mayıs 2010 Salı

Boynuz Kulağı Geçecek Mi?

He trains to win. I train to play beautiful football and win. My way is more difficult
Van Gaal

"The group is more than the sum of our parts"
Mourinho

Şampiyonlar Ligi finaline günler kala demeçler de sıklaşıyor. Van Gaal ve Mourinho'nun UEFA'nın resmi sitesindeki yorumları ilgi çekici cinsten. Bir zamanlar Barcelona'da tercümanlığını yaptığı adam, şimdi kulüp bazında dünyanın en önemli futbol organizasyonunda finaldaki rakibi olacak. Mourinho yine her zamanki sakin, cool açıklamalarına devam ediyor. Van Gaal'de ise buna karşılık bir çırakla konuşma havası hakim. Son demecinde, "Sen yenerken ben keyif alarak kazanmanın peşindeyim koçum"u yakalamak mümkün. İlginç bir veri de her iki teknik adamın ikişer kupayla sezonu kapatması. Bakalım usta-çıraktan hangisi 3. kupasını elde edecek?

Tebrikler Bursaspor!



Ve Turkcell Süper Lig 2009-2010 sezonunun şampiyonu Bursaspor! 80'lerdeki Trabzon şampiyonluklarından beri herhangi bir Anadolu takımının şampiyonuluğuna denk gelmemiş bizim jenerasyon için tarihi bir gündü. Bir sezon boyunca istikrarını bozmadan mücadelesini veren ve özellikle 3 büyük rakibine nazaran mütevazi kadrosunun ve elindeki ekonomik imkansızlıkların karşılığında; şampiyonluğu gerçekten arzulayan bir kadroya, iyi ve özverili bir teknik heyete, desteğini esirgemeyen bir taraftara sahip olan Bursa takımının bu anlamlı şampiyonluğunu tebrik ediyoruz.

Gelelim 2006'daki Denizli faciasının bir benzerini yaşayan Fenerbahçe cephesi'ne. Taraftarların kaçan şampiyonluğa ve yanlış anonsla şampiyon olduklarını sanıp gerçeği öğrenmelerinden sonra yaşanan olaylara olan üzüntüsü 2006'dakine benzer tablolar ortaya çıkardı. Bir farkla, bu sefer taraftar, kendi tribünlerini yaktı! Genelleme yapmaksızın şunu söylemek gerek: O akşam stadın çevresinde polise taş atan, trafik levhalarını söken, stadın Telekon tribünlerini ateşe veren güruh, gerçek Fenerbahçe taraftarı profilini mi çezmektedir? Bu olaylara yine her zaamn olduğu gibi "münferit" vak'alar olarak mı bakılmalıdır? Umarız Fenerbahçe için yeni sezonda her şey yolunda gider, ki eğer bir son maç faciası daha yaşanırsa taraftarların Kadıköy'ü tamamen yakmalarından korkmuyor değiliz.


Küçük bir parantez de Aziz Yıldırım'a. 2006'da kaçan şampiyonlukta takımın başında Daum olduğunu unutması imkansız olan Başkan'ın, sene başındaki teknik direktör seçiminin ne kadar hafıza tazeleyen bir olay olacağını sezon başından öngörmesi pek ihtimal dahilinde değildi. Ama kaçan her şampiyonluk, elenilen her kupa ve organizasyon sonrası günah keçileri ilan eden başkanın bundan sonraki süreçte yapacaklarını merakla beklemekteyiz. Başta Yıldırım olmak üzere Fenerbahçe'de herkesin şapkasını önüne alıp düşünmesi gerekiyor, hem de uzun uzun.


Bursa cephesinde de şampiyonluk sonrası Sercan ve Ertuğrul Sağlam tarafından dile getirilen "Real Madrid'i konuk edeceğiz" demeci biraz ilginç. İlginç olan kısım, 30'den fazla ekibin katıldığı Şampiyonlar Ligi gibi bir organizasyona yalnızca Real Madrid mi katılmaktadır, değilse bu takıntı nereden gelmektedir? Ayrıca bu demecin ilginç bir diğer noktası da, yapılan yorumların Real Madrid ile karşılaşılacak olması üzerine değil, onları Bursa kentinde ağırlamak üzerine olması.

Elbette o anki heyecanla ve mutlulukla yapılmış yorumları irdeleyip deşecek değiliz, ama Bursa teknik heyetinin ve futbolcularının bilinç altındaki ev sahipliği ve büyük takımları kentte ağırlama psikolojisi kayda değer bir durumdu. Neyse postu fazlaca uzattık, tekrar tebrikler Bursaspor ve şike, şaibe içinde işini iyi yapmaya çalışan tüm diğer Turkcell Süper Lig kulüpleri.

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Monaco'nun yeni prensi Webber




Formula 1 sezonunun 6 yarışı olan Monaco GP'sini RedBull pilotu Mark Webber kazandı. Bir başka RedBull pilotu olan Sebastian Vettel ikinci,Renault aracı ile iyi işler çıkaran Polonyalı Robert Kubica 3.oldu.

Yarışa geçmeden önce Cumartesi günü ile başlayalım.Monaco GP'si hem eşsiz manzarası hem bir cadde pisti olması nedeniyle her zaman büyük
ilgi çeker.Cumartesi günü de öyleydi.Bu güzel krallık kenti birçok Hollywood yıldızına,sporcuya ev sahipliği yaptı.Paddock alanı adeta ünlüler geçitine döndü.Hatta F1 yasaklısı Flavio Briatore bile özel bir izinle oradaydı.Yarışı izlemeye Force Blue adlı lüks teknesiyle gelmişti.



Cumartesi gününün en büyük sürprizi şüphesiz ilk bölümde iyi dereceler elde eden Fernando Alonso'nun kazası oldu.Bu sene 'kanatlandırır' sloganıyla büyük işer başaran RedBull takımı sıralama turlarının da en iyisiydi.Webber birinci,Kubica ikinci,Vettel üçüncü en hızlı tur zamanına imza attı.Böylece RedBull takımı pole pozisyonu almadaki başarısını bir kez daha tekrarladı.



Pazar günkü yarış oldukça büyük bir heyecana sahne oldu.Ne olmadı ki yarışta?Button henüz ikinci turda motor sorunu ile yarışa veda etti.Barrichello kaza yapıp,yarış dışı kaldı.Chandhok ve Kovalainen üst üste çıktı.Güvenlik aracı tam 4 kez piste girdi.

Yarışın en agresif ismi cumartesi günü yaşadığı kaza sonucunda sıralama turlarının son bölümüne katılamayan Alonso oldu.Yarışa pitten başlamak zorunda olan Alonso iyi bir strateji izleyerek yarışı altıncı sırada bitirdi. Böylece Ferrari kötü başlayan haftasonunu iyi bir şekilde kapadı.Mercedes GP takımı ise yarışı Rosberg-Schumacher ikilisinin puan alarak bitireceğini düşünürken ilginç bir gelişme yaşandı.Son turda güvenlik aracı bitime az bir süre kala pistten çıktığında 6.sıradaki Alonso'yu geçen Schumi,yarış komiserleri tarafından +20 saniye cezasına çarptırılınca yarışı 7.sırada değil 12.sırada tamamladı.



Webber baştan sona önde götürdüğü yarışı bileğinin hakkıyla kazandı.Bileğinin hakkıyla diyorum, zira Monte Carlo pisti büyük ölçüde pilotların kişisel becerilerinin sınandığı bir pist. Yarışa üçüncü sıradan başlayan Vettel ise kalkıştaki müthiş hamlesi ile ikinci sıraya yerleşti ve yarışı Webber'in 0.4 saniye gerisinde tamamladı.Yarış sonucunda RedBull takımı markalar şampiyonasında liderliğe yükselirken Webber de pilotlar sıralamasında birinciliğe yükseldi.

Beko Basketbol Ligi 2010 Play Off Final Programı




Beko Basketbol Ligi play off final serisinin programı açıklandı. Efes Pilsen-Fenerbahçe Ülker arasında oynanacak karşılaşmaların tamamı Sky Türk ve Spormax tarafından naklen yayınlanacak.
İşte program:

20.05.2010 Perşembe 20:00 Efes Pilsen - Fenerbahçe Ülker (Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonu)

22.05.2010 Cumartesi
18:00 Efes Pilsen - Fenerbahçe Ülker (Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonu)

25.05.2010 Salı
20:00 Fenerbahçe Ülker - Efes Pilsen (Abdi İpekçi Spor Salonu)

27.05.2010 Perşembe
20:00 Fenerbahçe Ülker - Efes Pilsen (Abdi İpekçi Spor Salonu)

30.05.2010 Pazar
18:00 Efes Pilsen - Fenerbahçe Ülker (Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonu)

02.06.2010 Çarşamba 20:00 Fenerbahçe Ülker - Efes Pilsen (Abdi İpekçi Spor Salonu)

16 Mayıs 2010 Pazar

Arrivederla Leonardo


Sezon başında Ac Milan'ın başına geçen Leonardo, dün akşam oynadıkları ve 3-0 kazandıkları Juventus karşılaşmasından önce, kulüpteki görevini bırakacağını açıklamıştı. Ancelotti'nin 2009 yazında Chelsea'ye geçişinden sonra kulübün kapısından bu kez futbolcu değil, teknik direktör olarak giren Leonardo'ya basının yaklaşımı hep şüpheliydi. Milan yönetiminin bu pozisyon için çok daha tecrübeli ve yetenekli isimlerle çalışması gerektiğini sölyüyorlardı ki, bu sezon ortasında yaşanan gelişmeler onları haklı çıkarmış gibiydi.

Hiç şüphesiz ki Berlusconi de bu -eski futbolcum, yeni teknik direktörüm- akımını başlatan Barcelona ve Pep Guardiola beraberliğinden ve onun müthiş başarılarından etkilenmişti.
Her ne kadar ikinci tur mücadelesinde Man Utd'la eşleşmenin zorluğunu bir bahane gibi görsek de Leonardo'ya yöneltilen eleştirelin dozunu yükselten Milano'daki 3-2'lik yenilgi ve Şampiyonlar Ligi'ne veda edilmesiydi.

Ligde bu sezon 8 mağlubiyet alan kırmızı-siyahlıların karnesine baktığımızda, Nisan ayında oynadığı 4 maçta kaybettiği 8 puanın, ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Leonardo, puan kayıplarının önüne bir türlü geçemediği için gitgide taraftarın gözünde de kredisini kaybetti.

Leonardo'nun ayrılacağını açıklamasından sonra gözlerin çevrildiği isim, bir başka Milan efsanesi: Marco Van Basten. Leonardo'nun düştüğü durumdan mıdır, gerçekten tecrübelerinin yetersiz olduğuna inandığından mı bilinmez ama Van Basten şimdilik dedikoduları reddeder bir görüntü çiziyor. Yazın bir sürpriz olur da bu teklifi değerlendirir mi, onu şimdilik kestiremiyoruz.