Beşiktaş'ta Mustafa Denizli, Liverpool'da da Rafa Benitez dönemi sona erdi. Her iki teknik adam da kupalarla başladıkları maceralarına başarısız sezon ve sezonlarla devam ettiler ve sonuç her zaman olduğu gibi teknik direktör değişikliği oldu.
Bu her zaman kullanımı Liverpool için pek geçerli değil aslında. Rafa Benitez takımın başında 2004'ten beri var ve 6 yıllık periyodda lig şampiyonluğunu elde edemese de, 2005'te İstanbul'daki müthiş finalde Milan'ı 3-3'ün sonunda penaltılarla eleyip Şampiyonlar Ligi Kupası kazanmışlığı, aynı sezon Süper Kupa'yı da kazanıp ertesi sene Atina'da yine Milan'la karşılaşıp finalde kaybetmişliği var. Benitez'in eleştirilmesine ve uzun bir periyodda takımdan git gide soyutlanmasına yol açan olay, elbette Lig Şampiyonluğu beklentisi. İngilizlerin eleştirdiği bir diğer noktası, takımda "hemşehrilik" durumunu gözeterek transfer yapması. Benitez'in işbaşı yaptığı sezondan beri takımın kapısından giren 14 İspanyol futbolcu, gerek bazılarının kalitesine duyulan şüphe, gerekse takım içinde bir ayrılık oluşturabileceği kaygısı sonucu eleştiri almıştı.
İspanyol teknik adam, 2004-2005 sezonundan beri takımını bir kez ikinci, iki kez üçüncü ve birer kez de dört ve beşinci yapmıştı. Bu sezon sonunda Liverpool'un kendini içinde bulduğu tabloysa çok daha kötüydü. Benitez yönetiminde ilk kez ligi yedinci sırada bitirdiler - ki bu son 10 yılın en başarısız lig performansı- Şampiyonlar Ligi'ne uzak kaldılar, Avrupa Ligi'nde final oynayamadılar ve bu sezonu da kupasız kapatmış oldular.

Benitez için kötü geçen sezon aslında bu ayrılığı çoktan belli etmişti. Mourinho'nun Real Madrid'e zıplaması sonrasında İnter'de boşalan koltuk için en büyük aday olarak da şimdilik o gösteriliyor. Valencia'da kazandığı şampiyonluklar, Liverpool'da ilk iki sezonda özellikle yaptıkları hala daha en saygı duyulan ve başarılı teknik adamlardan biri haline getiriyor ve dünya çapında büyük kulüplerin de hala takımlarının başında görmek istedikleri ilk isimlerden biri hala Benitez.
Gelelim bizim buralara. Denizli'nin Beşiktaş'taki görevinden ayrılması, istifası ya da kovulması iki gün önce belli oldu ve pek çok kesimden beklenmeyen bir hamle olması dolayısıyla, yönetim tarafından mı ipi çekildi, yoksa Denizli gerçekten sağlık problemleri yüzünden mi takımın başından ayrıldı sorunsalını akıllara getirdi. Demirören'le kameralar karşısına geçen Mustafa Hoca, her ne kadar "Salı günü bu konuyla ilgili hem Beşiktaş'a sağlıklı hizmet edemeyeceğim süreç olacağı için hem de benim bir müddet aşırı heyecanlardan ve mücadelelerden uzak kalmam gerektiği için böyle bir kararı aldık. Bunun dışında yazılanlar doğru değildir." dese de bazı dedikoduların da bu açıklamalardan önce ayyuka çıktığı biliniyordu.

Batuhan'la yıldızının bir türlü barışamaması ve onu A takıma yararlı bir oyuncu haline getirememesi, Yıldırım Demirören dışında takımın kurmayları ve yöneticileriyle arasına hep mesafe koyması, sezon bitimine henüz süre varken takımın neredeyse yarısıyla, üstelik de 30 yaşını çoktan aşmış kısmıyla yapılan sözleşme yenilemelere ses çıkarmaması gibi nedenlerle de biraz Denizli fenomeni Beşiktaş için sona erdi denebilir. Ama tabii ki şeytanın avukatlığını yapmayıp sağlık durumlarını yeterli bir sebep olarak görmek de mümkün.
Elindeki kadroyla 2007-2008 sezonunda ligi üçüncü sırada bitiren Ertuğrul Sağlam'ın yerine gelen Denizli, geçen yıl sezon ortasında yaptığı Ernst takviyesiyle deyim yerindeyse ligin kaderini değiştirdi. Efsanevi öngörüleriyle sezon sonunda da yanılmadığını kanıtladı ve iki kupayla sezonu kapadı. Bu sene aynı başarıyı tekrar etmekten uzak kalan Beşiktaş'ta topun ağzına sürülen ilk isim de elbette o oldu. Ama en azından uzun süre sonra takımda iki yıl ardarda görev yapan bir teknik direktör olması(!) Beşiktaş yönetimi için iyi bir göstergeydi. Şimdi gelmesi planlanan isim Schuster bakalım gelirse ne kadar süre Beşiktaş kaynayan kazanına dayanabilecek, bahisler açılmıştır!