Onun adı Caroline Wozniacki. Henüz 20 yaşında ve kadınlar tenisinde dünyanın yeni bir numarası. Belki de gelecek yıllara damgasını vuracak bir efsane. Henüz bilmiyoruz. Caroline yolun çok başında. O güleryüzlülüğü ve sevimliğiyle kalbimizde taht kuran Danimarkalı harika geçirdiği sezonda WTA sıralamasında bir numara yükseldi.
2005 yılında profesyonel olup tura katıldığında bir gün bir numara olacaksın deseler inanır mıydı bilinmez ama bu genç kız bu yola baş koymuştu bir kere. Babasının antrenörlüğünde çıktığı bu yolda hedefleri büyüktü,yükseğe oynuyordu genç Caroline. Daha 2006 yılında Junior klasmanında bir Wimbledon zaferi,bir Avustralya Açık ikinciliği ve çiftlerde Roland Garros ikinciliği bulunuyordu. 2007 yılını 63. sırada bitirdi.
Artık tırmanma başlamıştı.Düzgün bir kariyer planlamasının sonucuydu tüm bu başarılar.Danimarkalı bu genç kızdan çok şey bekleniyordu.2008 yılını 12. sırada bitirdiğinde,Amerika ve Avustralya Açık'taki 4.tur başarısı tüm gözleri onun üzerine çekti.Başarılı geçen yılın ardından 18.sıraya yükseldi ve yılın en etkileyici yeni gelen oyuncusu ödülünü aldı. Artık hedef ilk 10'a girmek ve orada kalıcı olmaktı.Adımlar yavaş yavaş atılmalı,her açıdan üstün bir raket olmalıydı.Acele etmiyordu Danimarkalı.Kendinden emin ve azimliydi.
2009 yılı artık oyunun iyice geliştiği yıl oldu.Diğer yandan Adidas'ın yeni yüzü olmuştu.Evet henüz 19 yaşındaydı.Tüm tenis dünyası onun Grand Slamlerde neler yapabileciğini konuşuyordu..Bunun için Amerika Açık'ı beklemesi gerekti.Clijsters ile karşılaştığı finalin onun için başka bir önemi daha vardı:Grand Slam finalinde oynayan ilk Danimarkalı kadın tenisçi oldu.Finali kaybetti ama artık önü açıktı.Herkes ona inanmış ve ışığı görmüştü.Kadınlar sıralamasında 4.sıradaydı.Bir yıldız doğuyordu...
2010 yılı bu sevimli kızın artık büyüdüğünü gösterme ve daha fazla şampiyonluklar kazanmaya başladığı yıl oldu.Avustralya Açık'taki 4.tur harika geçecek yılın başlangıcıydı.Amerika'daki MPS Group turnuvasında senenin ilk kupasını almıştı.Toprak kort sezonu geldiğinde ise kendinin Fransa Açık'ta gösterdi.Roland Garros çeyrek finalinde sonrasında turnuvanın şampiyonu olacak Schiavone'ye elenmişti.Wimbledon 4.turunda kaybetmesi başarısızlık gibi görülse de Danimarkalı için esas çıkış noktası bu oldu.Kim bilir belki de gururuna yedirememişti bu mağlubiyeti.Derhal çalışmalara başladı ve sezonun geri kalan bölümünde adeta ortalığı birbirine kattı.Önce evimde dedi yıldız isim.Yükselişime evimden başlayacağım dedi.Danimarka'da katıldığı turnuvada şampiyon oldu,sonra Kanada'da Rogers Cup'ta Zvonareva'yı yendi.Amerika'daki Pilot Pen turnuvasında çok önemli rakipleri yenerek şampiyon oldu.Geçen sene finalisti olduğu Amerika Açık'ı bu senede kazanamadı.Yarı finalde elenmişti Zvonareva'ya.Ancak hesap burada kapanmayacaktı.Nitekim önce Japonya'da şampiyon olan Caroline,dönüşte Çin'de kendisini Amerika Açık'tan eleyen rus raketini yenerek kupayı kaldıracaktı.Bu da sezon boyunca 6.kupa oldu.Sıralamada birinci olarak gittiği sezon sonu şampiyonasında grubunda aldığı 2-1'lik sonuçla bir üst tura çıktı.Yarı finalde bir kez daha Zvonareva'yı yenen Danimarkalı genç yıldızın şampiyonluk rüyasını 2009 Amerika Açık'ta olduğu gibi Clijsters bitirecekti.Wozniacki bu hesabı da kapatacak mı göreceğiz...
İşte son yıllarda tenis dünyasının en çok konuşulan ismi Wozniacki'nin kısa bir değerlendirmesini yaptık.1 numara hedefine çok erken yaşta ulaşan Caroline'in bundan sonra neler yapacağını elbette zaman gösterecek.Önümüzdeki senelerde üzerindeki baskı daha da artacak.Herkes ondan Grand Slam zaferleri bekleyecek.Zira Grand Slam kazanmadan bir numara olmuş bir çok tenisçiye tanıklık ettik.İşin zor kısmı asıl şimdi başlıyor.Fakat Wozniacki eskisinden daha güçlü geliyor...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder