Arda Turan'ın geçirdiği başarılı ameliyat sonrası Almanya'da kulübünden izin almadan NTVSpor'a verdiği röportajda kendine yöneltilen "belden aşağı" eleştirileri yanıtlarken gözlerinin dolması spor basınında 3 gündür bir numaralı gündem haline geldi. Gelin görün ki durumun buraya gelmesine neden olan gelişmeleri hiç de iyi analiz edemedik.
Bu yazıyı yazarken 3 gün beklememizin nedeni aslında tüm tarafların konuya tepkisini görmekti. Seks yaptığı için bu sakatlığa maruz kaldığını dile getiren eski spor yorumcusu yeni "şovmen" Erman Toroğlu skandala neden olan demeçlerinden sonra birkaç satır arası laftan başka pek de bir şey söylemedi. Basının esas ilgilendiği Galatasaray resmi sitesinden yapılan zorunlu açıklamaydı. Çok ağır eleştiriler içeren resmi yazının ardından dün Adnan Polat'ın televizyonda Arda'ya izinsiz yaptığı röportajdan dolayı ceza verileceğini ama cezayı verirken büyük üzüntü duyduğunu ve oyuncusunun arkasında olduğunu söylemesi büyük takdir topladı.
Burada sorulması gereken soru şu: İki milli maçta yenilmemiz sonrasında eksikliğini hissettiğimizde aklımıza gelen, tam da bu olay sonrasında kendine yöneltilen saçma eleştirileri şerefsizlik addedip gözleri dolduğu için yere göğe sığdıramadığımız Arda'ya bundan bir ay önce söylenenleri hangi kategoriye koyacağımız. Bu son yaşanan polemik aslında bir birikimin sonucuydu, pek de farkında olmadığımız.
Erman Toroğlu, farkında olmadan farkındalığımızı yerine getiren bir demeç verdi aslında. Spor yazarı Mehmet Demirkol'un dile getirdiği çok önemli bir nokta var: "Acilen normalleşmemiz gerek." Evet, belki de spor medyasında bu saçma ve sonu kesimleyen polemiklerin ve eleştirilerin tek çözümü acilen normalleşmek peki nasıl?
Kırgız yazar Cengiz Aytmatov'un eseridir Gün Olur Asra Bedel. Eski bir mitolojik toplum olan Klan Klan'ların düşmanlarına uyguladığı akılalmaz işkencesi "Mankutlaşmak"tan bahseder. Farkında olmamanın, değer yargılarını ve normları kaybetmenin, geçmişte sahip olunan tüm benliğin silinmesini tanımlayan bu metafor sayısız kez kullanıldı, klişeleşti belki de. Ama bu son yaşadığımız olay aslında bize spor konusunda, kendi milli futbolcularımız konusunda ne kadar bilinçsiz, ne kadar olayları okumaktan bihaber olduğumuzu, bir nevi mankurtlaştığımızı göstermiş oldu.
Toroğlu Kaleci Şenol'un annesine küfür eden taraftarın saçma hareketini yüzbinlerin izlediği bir programda utanmadan dile getirdiğinde, seneler sonra "komik video" arşivlerinin bir numarası haline dönüştüren, Ümit Karan'a canlı yayında "Bu akşama atacak gol kaldı mı?" sorusunu kahkalarla karşılarken biz aslında bu saçma sapan, mesnetsiz, içeriksiz tiyatroyu görmek istemesek de karşı çıkmayı aklımızdan bile geçirmemiştik. Ne zaman ki Arda'nın da bir insan evladı olduğunu, duyguları, özel bir hayatı olduğunu farkettik; ayaklanma başlattık. Daha bir hafta önce Mesut Özil'i diline dolayanlara da yeni bir konu çıkmış oldu elbette.
Bundan sonra ne mi olacak? Hiçbir şey. Yaptıkları anlamsız maç yorumları için milyon dolar kazanan koca koca adamlar yine milletin uçkuruna, yatak odasına dair salya saçan demeçler verecek, ülkenin yetiştirdiği sayılı yıldızlardan biri ekranlarda duygularını açıkça dile getirdiğiyle akıllarda kalacak, hepsi bu. Tüm bu olan bitenin ne kadar edepsizce olduğunu evel ezelden dile getiren bir avuç spor yazarı ise böyle bir ülkede mesleğini icra ederken meslektaşlarının şovmenlikle cukkaladığı milyon dolarları görüp dejenereliğimize belki de bir kez daha küfredecek. Burası Türkiye, olur öyle..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder